BÖLÜM 01
Merkez dediğimiz yer
Bir şehirde merkez neresi? En büyük meydan mı, en kalabalık liman mı, yoksa önemli kararların verildiği kapı mı? Bizans İstanbul’unda bu sorunun cevabı zaman içinde değişti. Marmara’ya inen Büyük Saray dünyasının yanında, şehrin kuzeybatısında başka bir imparatorluk çevresi güç kazandı. Blakhernai’nin hikâyesi, hükümdarın bir evden diğerine taşınmasından daha geniş bir değişimi anlatır.
TDV’nin Ayvansaray maddesi, on birinci yüzyıldan itibaren önem kazanan bu saray çevresini bahçeler, köşkler, kiliseler ve setler üzerinden tarif eder. Dolayısıyla tek bir bina düşünmek bizi yanıltır. Haliç’e doğru inen arazide birbirine bağlanan farklı yapılar ve kotlar vardır. Gözümüzün önüne getirmemiz gereken şey, bir cepheden çok, içinde dolaşılan ve kullanılan bir imparatorluk alanıdır. 1

BÖLÜM 02
Aşağıdaki kemer, yukarıdaki saray
Kalıntıya aşağıdan bakarken yukarıdaki hayatı unutmak kolaydır. Oysa terası tutan duvar, saray tarihinin en az süslü salon kadar önemli bir parçasıdır. Blakhernai çevresindeki tonozlu alt yapılar ve setler bu ilişkiyi düşünmeye yardım eder. Arazinin eğimi, yapıların konumu ve savunma hattı birbirinden bağımsız dekorlar değildir. Aynı yerin farklı görevlerini bir arada okumak gerekir. 1
Anemas bölümünde gördüğümüz karanlık hacimlere şimdi başka yönden bakıyoruz. Bir film, imparatorluk dünyasını perdeler ve alaylarla gösterebilir; fakat o dünyanın ayakta durmasını sağlayan taşıyıcılar görüntünün dışında kalabilir. Şehrin göz alıcı üst yüzünü, onu mümkün kılan alt katmanla birlikte düşündüğünüzde saray daha somut bir yere dönüşür. Burada yaşayan insanlar için ihtişamın da bir zemini vardı.

BÖLÜM 03
Tekfur Sarayı’nın başka hayatları
Bugün Tekfur Sarayı, bu geniş çevreyi düşünmek için önemli bir başlangıçtır. Fakat tek ayakta kalan bir yapıyı, bütün kompleksin küçük ve eksiksiz kopyası sanamayız. Yapım tarihi ve hangi hükümdarla ilişkilendirileceği konusunda kaynaklar ihtiyatlıdır. İBB’nin müze anlatısı da Blakhernai ilişkisini ve kullanımını kesin bir planın bütün ayrıntıları gibi sunmaz. 2
Yapının hikâyesi Bizans’la kapanmaz. Osmanlı döneminde burada çini üretimi gibi yeni kullanımların bulunması, bir sarayın malzemesinin ve mekânının sonraki kent hayatına nasıl katıldığını gösterir. Bir ziyaretin en güzel sorusu bu yüzden yalnız eskiden nasıldı değildir. Sonra ne oldu, kim kullandı, hangi iz kaldı? Blakhernai’den Büyük Saray’a geri döndüğünüzde iki rakip kartpostal yerine, değişen merkezleriyle yaşayan tek bir İstanbul görmeye başlarsınız. 2




