BÖLÜM 01
Sessizliğin içindeki ses
Bir taşın önünde durduğunuzda önce yüzeyini görürsünüz. Harfler uzaktan bir desen gibi durabilir. Yaklaştığınızda ise o desenin bir zamanlar belli insanlara seslenmek için kurulduğunu fark edersiniz. Orhun yazıtlarının etkisi burada başlar: Ortada ses kaydı yoktur ama bir hitabın yönünü, seslenişini ve ısrarını hâlâ okuyabiliriz.
Kül Tigin ve Bilge Kağan adına dikilen anıtlar sırasıyla 732 ve 735 yıllarıyla ilişkilidir. Tonyukuk yazıtları da aynı geniş tarihî çevreyi farklı bir anlatıcı konumundan düşünmeye imkân verir. Hepsini tek bir kişinin tek konuşması gibi okumak doğru olmaz. TDV’nin incelemesi, metinlerin tarihî kişilerini ve konuşma düzenlerini ayırt ederek ele alır. İlk okuma sorusu bu yüzden yalındır: Bu bölümde kim konuşuyor? 1

BÖLÜM 02
Zaferden sonra gelen cümle
Bir anıtın yalnız övgüden oluşmasını bekleyebiliriz. Oysa bu metinlerde başarıların yanında geçmiş hataları hatırlatan ve geleceğe yönelen sözler de vardır. Böylece anıt, bitmiş bir zaferi ilan eden taş olmaktan çıkar; hatırlanması istenen bir siyasî deneyimin aracına dönüşür. Geçmişin seçilerek anlatılması, gelecekteki davranışlara yön vermeyi de amaçlar. 1
Bu, anlatılan her olayı sorgulamadan kabul etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Bir yönetici veya devlet adamı, kendi rolünü belli bir bakışla sunar. Metnin güçlü sesiyle birlikte bu konumu da duymak gerekir. Kimin emeği öne çıkarılıyor, hangi tehlike hatırlatılıyor, dinleyiciden nasıl bir tutum isteniyor? Bu sorular, yazıyı yalnız eski kelimelerin toplamı olmaktan çıkarır.

BÖLÜM 03
Çeviriden geçerken ne değişir?
Günümüz Türkçesiyle okuduğumuz bir cümle, taşın yüzeyindeki işaretlerin doğrudan fotoğrafı değildir. Okuma, çözümleme ve çeviri, metinle aramızda bilimsel bir emek alanı oluşturur. Bir kelimenin bugünkü çağrışımını, sekizinci yüzyıldaki bütün anlamlarıyla aynı sanmamak gerekir. Alıntı paylaşırken çevirmenin kim olduğunu belirtmek, taşın sesini zayıflatmaz; ona hangi yoldan ulaştığımızı görünür kılar.
UNESCO’nun Orhun Vadisi değerlendirmesi, yazıtları daha geniş bir kültürel peyzajın içinde düşünmeye yardımcı olur. Anıtın çevresinde yollar, yerleşimler ve farklı dönemlerin izleri vardır. Filmdeki geniş bozkır manzarasını izlerken tek başına duran taşa odaklanın; ardından kadrajı zihninizde büyütün. Sözü taşıyan taş kadar, o sözün dolaştığı dünya da hikâyenin parçasıdır. Bir sonraki durakta Dede Korkut, yazıdan önce ve sonra yaşayan anlatıların başka kapısını açar. 2




